1800 lü yılların sonunda doktor  Maximillian Bricher Benner tarafından geliştirilmiştir.  Kendi sarılığını çiğ elma yiyerek tedavi etmiştir. Böylece insan sağlığı düzeltmek ve korumak için çiğ besinler ile ilgili bir dizi deney yapmaya başlamış ve bunun sonucunda ilk insanların ateşi bulmadan önce uyguladıkları beslenme şekline benzer bir  beslenme şekli oluşturmuştur.

Bu diyet aslında bir diyet olmanın ötesinde,  bir yaşam biçimidir. Sağlıklı yaşamı sağlamak ve kilo kaybı için kullanılır. Çiğ besinler herhangi bir işlemden geçirilmemiş besinleri kapsar. Bunlar  vücut için gerekli doğal enzimleri ve besinleri – vitaminleri içerir. Hala yaşayan besinlerdir. Bu besinlerin düzenli tüketilmesi ile ileri dönemde kiloda verilir.

Yiyeceklerin içindeki enzimler 47 C de ısıtılınca yok olur. Besinlerin en faydalı kısımları böylece ortadan kalkmış olur. Çiğ gıda demek  47 C üzerinde bir ısı ile pişirilmemiş, işlenmemiş, mikrodalgada ısıtılmamış, dondurulmamış,  ışınlanmamış, genetiği değiştirilmemiş veya pestisit veya herbisit maruz kalmamış demektir.  Bu çiğ besinler kapsamında meyve ve sebzeler, çiğ kuruyemişler, tohumlar sayılabilir.

Bu besinler bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, hafıza bozukluklarında olumlu etkileri vardır, besinleri sindirmek için vücudun çok daha az yorulmasını sağlar, kısırlık üzerine olumlu etkileri vardır.        

Bu sistemde hangi besinin kaç kalori olduğu değil neyi neyle yediğiniz önemli olan. Tohumları ve kuruyemişleri yemeden önce 6-12 saat suda bekletip enzim hareketleri daha fazla canlı tutulabilir.

Alkol, tuz ve kahve kesinlikle yasaktır. Yine bu beslenme sisteminde günlük su tüketimi oldukça önemlidir. 30-40 ml/kg/gün şeklinde tüketilmelidir. Bu beslenme şeklinin sayısız varyasyonları vardır. Ancak genel  olarak et  yoktur. Balık tüketilebilir.  Protein sebzeler ile alınır.