Çocuklarda ve ileri yaşlarda alerjik rahatsılıklar giderek artmaktadır. 20 yaşında kadar alerjisi yokken bir anda polen alerjisi başlayan çevrenizde bir çok insan vardır. Yine çocukluk çağında alerjik rahatslıklar ve astım sık görülmektedir. Bunun nedenlerini  incelediğimizde genetik yatkınlık, çevresel antijenlere karşı bağışıklık sistemi yanıtının bozulması sorumlu tutulurken, son yıllardaki   yapılan çalışmalar deri ve gastrointestinal sistemdeki bariyer görevi gören fonksiyonlarında bozulmanın da bunda etkili olduğunu göstermektedir.  Toplumlarda görülme sıklığına baktığımız zaman, sanayileşmiş ülkelerde (batı toplumlarında) son dönemde çok artığını görmekteyiz. Özellikle hijyenik şartların artması, aile yapısının küçülmesi, steril besinlerin tüketilmesi ve sağlık hizmetlerinin iyileşmesi  ile çocukluk çağından itibaren çok az sayıda mikrop ile karşı karşıya kalmakta, bu da karşılaştığı patojenlere karşı anormal ( alerjik)  reaksiyonlara neden olmaktadır. Buna ‘hijyen Teorisi’ denmektedir. 

2016 yılında Kei ve arkadaşlarının, Netural Medicine dergisinde yayınlamış oldukları bir makalede allerji gelişen ve atopik bünyesi bulunan çocuklarda barsak florası (mikrobiyata) incelenmiş şu sonuçlar bulumuştur : Clostridium’dan zengin, Bifidobakterium’dan fakir bir flora. Bu durumda bu bakteri florasını değiştirir isek alerjik rahatsızlıklardan kurtulabilir miyiz? Yamazaki ve arkadaşlarının 2017 yılında Allergology İnternational dergisinde yayınlanan  makalelerinde Allerjik bünyesi olan çocuklara Lactobacillus rhamnosus GG (LGG) ve Bifidobakterium Lactis (Bb-12) içeren besinler verilmiş, allerji semptomları daha kolay kontrol altına alınmıştır. Yine gebelerde ve yeni doğanlarda LGG verildiğinde ileri dönemdeki atopik dermatit oranında %50 oranında azalma sağlanmıştır.  Bu probiyoikler barsakta koruyucu mukazal bariyerini güçlendirerek barsak geçirgenliğini azaltır ve alerjik maddeler geçemez. Ayrıca sekretuar IgA yapımını arttırarak mukazal bağışıklık artmaktadır.