Zeka problemi olmayan ve ağır bir rahatsızlığı bulunmayan her kes hipnoz olabilir. İnsanların hipnoterapi ile ilgili en çok korktukları şey hipnoz altındayken kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesi, sırlarının öğrenilmesi, hatta istemedikleri davranışların yaptırılması veya hipnozdan çıkamama gibi mitlerdir. Şunu bilmekte fayda vardır ki kişi kendi istemiyorsa zaten hipnoza giremez. Zannedilenin aksine “hipnoz” bir kendinden geçme hali ya da bildiğimiz anlamdaki bir uyku hali değildir. Hipnoz esnasında veya seans sırasında kişi konuşulanların ve söylenenlerin tamamen farkındadır. Hipnozdan uyanamama gibi bir durum ise kesinlikle söz konusu değildir. Hipnozun tarihinde böyle bir şey görülmemiştir. Bazı uzun seanslar sırasında hipnoz anının keyifli ve sakin duygusu nedeniyle kişi bazen bir süre sonra kendi isteğiyle normal uykuya geçebilir. Hipnoterapist uyandırmasa bile bir müddet sonra hipnoz hali sığlaşır, hafifler ve zaten kendiliğinden kaybolur. Kişi normal bir uyku uyuyup uyanmış olur. Ani gürültü ve ani sıcaklık değişimleri de hipnoz halini kesebilir. Hipnoz sırasında telkinler her ne şekilde ve her ne teknikle verilirse verilsin hiçbir telkin insanlara normalde yapmayacakları şeyleri yaptıramaz. Hiç kimse hipnoz altında normalde istemediği şeyleri söylemeyeceği gibi normalde yapmayacağı şeyleri yapmaz. Kişi bu zihin durumundayken daha sonra pişman olacağı hiçbir söz veya  davranışta bulunmaz. Kişinin etik ve sosyal değerleriyle çatışan, kişinin kendisi için faydalı olmayacak her türlü telkin, zihin tarafından mutlaka geri çevrilir. Seans sırasında telkinlere açık olmamıza rağmen, hipnozun davranışımız üzerindeki kontrolümüzü kaybettiren bir durum olmadığını bilmek önemlidir. Hipnoterapist telkinerde danışanın istemediği konularda ısrarcı olursa hipnoz hali kendiliğinden hafifler, yüzeyselleşir  ve kısa bir süre sonra da zaten kendiliğinden sıfırlanır. Ayrıca kişi istediği anda gözünü açıp kalkıp gidebilir. Hipnoz seansında seansa devam edip etmemek de tamamen kişinin kendi kontrolündedir. Örneğin sinemada duygusal bir film izlerken gözleriniz dolar; komik bir espri olduğunda ise basarsınız kahkahayı ama filmi izlemeyi sürdürüp sürdürmemeye yine siz karar verirsiniz öyle değil mi? İşte hipnoz da aynen böyledir. Kontrol tamamen sizdedir. Kişi hipnoza girip girmemeye kendisi karar verir. Elbette bunu her zaman bilinçli olarak yaptığımız söylenemez. Zira sürekli tekrarlayan reklamlara maruz kalmak da de bir çeşit telkin değil midir?

Uçak korkularının geçtiği, tüm fobilerin tedavisinde etkili olan hipnozda kontrolü kaybetme gibi bir durum söz konusu değildir. İnsanlar hipnoz halindeyken, sonradan pişman olacağı ya da kişiliğine uygun olmayan bir şeyi ne söyler ne de yapar. Bu tür şeyler ancak filmlerde olur. “Gözlerime bak ve uyu” gibi terimler ise sadece filmlerde olan sözlerdir ve gerçeklerle bağdaşmaz.  Hipnotize olmayı istemeyen birisi hipnozu deneyimlemeyi istemiyorsa kendi isteği dışında hipnotize edilmesi mümkün değildir. Hipnoz böyle bir şey olsaydı tüm toplumlar kolayca zombi gruplarına dönüşmezler miydi? Bu nedenle “kimse beni hipnotize edemez, hadi beni hipnoz et bakalım edebilecek misin” tarzındaki yüzeysel taleplere hipnoz uygulaması yapmaya yeltenmek hipnoterapist için boşuna vakit kaybından başka birşey değildir. Hipnoz, iki kişinin etkileşimiyle gerçekleşir; hipnotist süreye rehberlik eder; yönergeler (direktifler) verir, hipnotize edilen kişi ise bu yönergelere karşılık tepki verir. Bu tamamen bir iletişim sürecidir. Kişi hipnoz olmak istemiyorsa olmaz. Unutmayın ki hipnoza girmekteki başarınız tamamen hipnoterapistiniz ile işbirliği yapma isteğinize ve hipnoza girme konusunda kendinize gerçekten izin vermenize bağlıdır.