GAPS Hastaları İçin Uygun Diyet

GAPS Hastalığı temelde bir sindirim hastalığıdır ve buna göre tedavi edilmelidir. GAPS hastalarına uygun olan diyet, genel olarak Spesifik Karbonhidrat Diyetine dayanmaktadır. Dr.Natasha Campbell McBride, hastalarına uyarlayabilmek için yıllar içinde diyette değişiklikler yaparak diyeti geilştirmiştir.

GAPS Beslenme Programında Mutlaka Bulunmasu Gerekenler

​1.Et ve Balık: Bütün taze ve donmuş etler, av eti, sakadat, kümes hayvanları, balık ve kabuklu deniz ürünleri. Et ve balık mükemmel besin kaynaklarıdır. Yaygın inanışın aksine, insanların günlük ihtiyacı olan aminoasitler, vitaminler, besleyici yağlar, çoğu mineral ve diğer besinler; en yüksek oranda et, balık ve diğer hayvansal gıdalardır. Et ve balıktaki bunca besin aynı zamanda insanlar için en sindirilebilir haldedir.

Et, balık ve kemik suları son derece besleyici ve sindirim için faydalı besinlerdir. Et, kemik ve balığı suda haşladığınızda besinlerin çoğu suya geçer. Bu suları çorba ve güveç yapmak için veya yemeklerle ya da yemek aralarında ısıtıcı ve tedavi edici bir içecek olarak tüketebilirsiniz. Tarifler bölümünde et, kemik ve balık suyu yapımıyla ilgili detaylı açıklamaları bulabilirsiniz. Bütün ticari amaçlı et suyu tabletlerinden ve granüllerinden uzak durmak gerektiğini söylemeye gerek bile yok. Çünkü, evde yapılmış et-kemik suyunun hiçbir iyileştirici özelliğini taşımazlar ve zararlı içeriklerle dolulardır. Suda pişirilen etler, sindirim sistemi hassas kişiler için daha kolay sindirilir besinlerdir.

Yağsız etten uzak durun; vücudumuz et liflerini ancak yağ, kolajen ve bir etin sağlayabileceği diğer maddelerle birlikteyken kullanabilir. GAPS hastaları yeterince hayvansal yağ tüketmelidir, bu yüzden pişireceğiniz etin etrafında yağ da olsun. Kümes hayvanlarının da etiyle birlikte yağını ve derisini de yemeliyiz.

2.Süt ve Süt Ürünleri:Spesifik Karbonhidrat Diyeti, laktoz içermeyen süt ürünlerine izin veriyor. Laktoz, çift moleküllü bir süt şekeridir. Taze sütte ve ticari pek çok süt ürününde bulunur. Çeşitli kaynaklara göre dünya nüfusunun % 25 ila % 90’ı, laktaz adı verilen sindirim enziminin eksikliğinden dolayı laktozu sindiremez. GAPS hastaları ve bağırsak sorunu yaşayanlar, hiçbir şekilde sindiremeyecekleri için laktozdan uzak durmalılardır. Yoğurt, ekşi krema ve doğal peynirler gibi iyi fermente edilmiş süt ürünlerinde genellikle laktoz bulunmaz, çünkü fermantasyon sürecinde bakteriler laktozu besin olarak tüketmektedir.

Ancak süt, GAPS hastalarının kaçınması gereken laktoz dışında da maddeler içerir. Üzerinde en fazla araştırılmış madde ise süt proteini olan kazeindir. GAPS Hastalarında, kazein yeterince sindirilemediği için, kana kazomorfin olarak geçer. Kazomorfinin kimyasal yapısı, uyuşturucularda olduğu gibi opiat yapılıdır; otizm, şizofreni, depresyon gibi hastalıkları olanların idrarında görülmektedir. Gerçekten de süt ürünlerini, bazı (hepsi değil) otistik çocukların ve şizofreni hastalarının diyetinden tamamen çıkarıldığında, klinik tablonun da bazen oldukça net bir şekilde düzeldiği görülür. Özellikle hangi kazein türünün probleme yol açtığı hakkında süren bir tartışma var. En çok beta-kazeinler denilen bir protein grubu üzerinde duruluyor. Örneğin Cade ve diğer araştırmacılar, bu protein grubunun sağlıksız bir bağırsakta beta-kazomorfin 7’ye dönüştüğünü kanıtladılar. Bu madde beynin görme, duyma ve iletişim gibi fonksiyonlarından sorumlu 32 farklı bölümü tarafına nüfuz etmektedir.

Süt ürünleriyle ilgili diğer bir problem de kolaylıkla alerjiye ve intoleransa sebep olabilmeleridir. Bilinen en yaygın alerjilerden biri süt alerjisidir, çünkü süt ürünlerinde çok çeşitli antijenler (bağışıklığı koruyan immünoglobulinler) bulunur. Çeşitli araştırmalara göre, yeni doğanlarda kolik rahatsızlığının sebebi de süttür.

Fermantasyon denilen o muhteşem doğal süreci hesaba katmazsak bu bilgilerin hepsi doğrudur. Süt, evde uygun biçimde fermente edildiğinde proteinlerin çoğu sindirilir, immünoglobulinler parçalanır ve laktoz, fermantasyon mikropları tarafından tüketilir. Fermantasyon; sütü, insan bağırsağının daha kolay idare edebileceği bir hale getirir. Dahası fermantasyon bakterileri; bağırsak astarında sakinleştirici ve iyileştirici etkisi olan laktik asit, çok sayıda vitamin (B vitaminleri, biyotin, K2 vitamini ve diğerleri) ve aktif enzimleri üretirler. Maalesef ticari amaçlı fermente olmuş süt ürünleri, sütün GAPS hastalarına uygun olacak hale gelmesi için yeterince uzun süre fermente olmuyor. Üstelik fermantasyondan sonra probiyotik mikropları öldüren, enzimlere pek çok vitamine zarar veren, proteinlerin yağların ve diğer besinlerin yapısını değiştiren pastörizasyon işleminden geçiyor. Bu yüzden, GAPS hastalarına sadece evde fermente edilmiş süt ürünleri tavsiye ediliyor.

GAPS Hastaları, Giriş Diyetinin parçası olarak evde yapılmış yoğurdu, ekşi kremayı ve kefiri tolare ediyorlar. Bu gruba dahil olup olmadığınızdan emin değilseniz süt ürünlerine karşı gerçek bir alerjiniz olup olmadığını görmeniz için Hassasiyet Testi yapılmalıdır. İlerleyen aşamalarda da her aşamada Hassasiyet Testini kullanarak Süt Ürünlerine Başlama Planını uygulamayı deneyebilirsiniz.

3.Yumurta:Yumurta bu dünyadaki en kolay sindirilen ve en besleyici gıdalardan biridir. Çiğ yumurta sarısı anne sütüne benzetilir çünkü sindirime gerek kalmadan neredeyse % 100’ü özümsenir. Yumurta sarısı; en gerekli aminoasitleri, çok sayıda vitamini, temel yağ asitlerini, bol çinko, magnezyum ve GAPS hastalarının eksikliğini çektiği çok sayıda başka besinleri de sağlar. Yumurta, özellikle sinir sisteminin ve bağışıklığın normal gelişimi için hayati önem taşıyan B12 vitamini yönünden zengindir. Yumurta, sinir sistemi ve karaciğer fonksiyonları için olmazsa olmaz bir aminoasit olan kolin yönünden de zengindir.

Ayrıca karaciğer hastalarına da kolin tavsiye edilir. GAPS hastaları neredeyse istisnasız biçimde bilişsel sorunlara ve aşırı stres altında birer karaciğere sahiptir, bu yüzden diyetlerinde fazladan kolin olması iyi gelir. Özellikle pişmemiş halde yumurta sarısı kolin için en iyi besin kaynağıdır. Ne yazık ki bazı temelsiz “bilimsel açıklamalar” ve ticari propagandalar yüzünden yumurta, muhteşem besin değerine rağmen gözden düşürüldü. Bütün bunlar yumurta kolesterol içerdiği için oldu. Son 10 yılda, yumurta tüketiminin kalp hastalıklarıyla veya damar tıkanıklığıyla bir ilgisi olmadığını gösteren çok sayıda klinik araştırma sonucu açıklandı. Aslında yumurta tüketen kişilerin çoğu, bu hastalıklarda daha düşük risk taşıyor. İnsanların çoğu, kandaki kolesterolün % 85’inin gıdalardan alınmadığını ama işlenmiş karbonhidrat ve şeker tüketimi sonucu karaciğer tarafından üretildiğini bilmiyor. Bu yüzden kalbinizi korumak istiyorsanız yumurta değil, işlenmiş gıdalardan kaçının.

4.Nişastasız taze sebzeler: Enginar, pancar, kuşkonmaz, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, havuç, salatalık, kereviz, yeşil fasulye, kabak, patlıcan, sarım- sak, soğan, karalahana, marul, mantar, maydanoz, taze bezelye, her renk biber, bal kabağı, çalı fasulyesi, ıspanak, domates, turp, şalgam, su teresi; nişastasız sebzelerdir.

Sebzeleri; diyetin aşamalarına uygun olarak pişmiş, çiğ, salata, fermente edilmiş ve sebze suyu olarak kullanabilirsiniz. Nişasta, şeker

veya herhangi bir maddeyle kaplı olmadığı sürece donmuş sebzeler de tüketilebilir. Bütün sebzeler soyulmalı, çekirdekleri çıkarılmalı ve hastanın ishali tamamen geçene kadar iyice pişirilerek tüketilmelidir. İshal iyileştikten sonra sebzeler, kademeli olarak çiğ halde yemeğin yanında veya atıştırmalık olarak tüketilebilir. İt üzümü ailesinden yiyeceklere (domates, patlıcan, biber) hassasiyetiniz varsa ilk önce diyete dahil etmeyin. Giriş Diyetini tamamladıktan sonra, artık onlara hassasiyetiniz kalmadığını göreceksiniz. Bundan sonra her seferde bir tanesini kademeli şekilde diyete ekleyebilirsiniz.

5.Bütün meyveler: (dutsu meyveler dahil) Meyveler taze, pişmiş, çiğ, kurutulmuş (sorbat, sülfit, şeker, nişasta gibi katkıları olmadan) ve donmuş (bir katkı olmadığından eminseniz) tüketilebilir. Hasta ishalse meyve vermeyin. İshal geçmeye başladığında pişmiş meyvelerle başlayın (pişirmeden önce soyup çekirdeklerini çıkarın). Dışkısı tamamen normale döndüğünde, yemek aralarında atış tırmalık olarak bir çiğ meyve vermeye başlayabilirsiniz. Meyve, etlerin sindirimini olumsuz etkilediğinden yemeklerle birlikte tüketilmesi iyi olmaz. Etlerle uyum sağlayan meyveler limon, taze limon suyu, avokado ve ekşi elma türleridir. Olmamış meyve bol nişasta barındırdığı için olgun meyveler yenmelidir.

6.Kabuklu yemişler ve çekirdekler:Ceviz, badem, Brezilya cevizi, pikan cevizi, fındık, kaju, fıstık, ay çe- kirdeği, kabak çekirdeği ve susam çekirdeği. Kabuklu yemişlerin ve çekirdeklerin kabuklu olarak alınması ya da kabuğundan yeni çıkarılmış olarak alınması gerekir. Kavrulmuş, tuzlanmış, kaplanmış veya başka bir işlemden geçirilmiş olmamalıdır.

Sağlıklı ürünler satan dükkanlarda, fırında kullanmak için beyazlatılmış, öğütülmüş badem (ya da badem unu) bulabilirsiniz. Kabuklu yemişler ve çekirdekler son derece besleyicidir. Bazı yaşamsal minerallerin, amino asitlerin ve yağların en zengin kaynakların- dandır: magnezyum, selenyum, çinko, omega-6 ve omega-3 yağları, vb. Epidemiyolojik çalışmalar, düzenli olarak kabuklu yemiş ve çekirdek tüketenlerde kalp hastalığı, kanser ve pek çok başka dejeneratif hastalık oranının daha düşük olduğunu gösteriyor.

7.Fasulye ve baklagiller: Kuru fasulye, lima fasulyesi (kuru ve taze), mercimek ve kuru bezelye. Bu bahsettiklerimiz dışındaki tüm baklagiller, GAPS hastaları için aşırı nişastalıdır ve uzak durulması gerekir. Kuru fasulye, mercimek ve kuru bezelyeyi en az 12 saat suda bekletmek, sonra pişirmeden önce akan suyun altında zararlı maddelerden (lektin ve bazı nişastalar) iyice temizlemek çok önemlidir. Kuru fasulye, mercimek ve kuru bezelye ishal veya diğer sindirim rahatsızlıkları tamamen geçmeden tüketilmemelidir.

8.Bal: Bütün doğal balları tüketebilirsiniz. Petekten çıkarmak için çoğu üretici balı ısıtır, bu da bazı mikro elementlerin kaybolmasına yol açar. Bu yüzden soğuk pres balları tercih edin. Bal olabildiğince az işlem görmüş olmalı. Bal, sofra şekerinden daha tatlıdır ve GAPS hastalarının sindirim sisteminin baş edebileceği iki monosakkarid olan fruktoz ve glikoz içerir. Tatlandırıcı olarak bal kullanın. Diyetin başlangıç aşamalarında, bal dahil bütün tatlı gıdaları kısıtlamaya çalışın, çünkü şeker bağırsakta Candida albicans mantarının aşırı büyümesine sebep olabilir. 17. yüzyılda şekerle tanışılmasına kadar insanların kullandığı tek tatlandırıcı baldı. 17. Yüzyılın sonunda şeker daha bol ve ucuz olduğu için balın yerini aldı ve şekere bağlı hastalıklar başladı. Bal vücutlarımız için çok daha doğaldır ve zarar vermek bir kenara, sağlık kazandıran pek çok özellik taşır.

9.İçecekler:Bir GAPS hastası; su, taze sıkılmış meyve-sebze suları ve et/balık suyu tüketmelidir. Yetişkinler sütsüz açık çay ve kahve içebilirler. Çay ve kahve hazır değil, taze yapılmış olmalıdır. Çayın içine bir dilim limon atmak faydalıdır. Taze, tek bir bitki çeşidinden yapıldığı sürece bitki çayları da tüketilebilir, ancak satılan bitki çayı poşetlerinden kullanmayın. Taze zencefil çayı sindirime yardımcı olur. Süt yerine kullanılan ev yapımı badem sütü ve ev yapımı Hindistan cevizi sütü tüketilebilir. Nasıl yapılacaklarını tarifler bölümünde bulabilirsiniz.Su içmek çok sağlıklı bir alışkanlıktır. Çocukların bu alışkanlığı kazanmasına yardımcı olalım. Bir yetişkin günde ortalama 1,5 litre su içmelidir. Filtrelenmiş olmadığı sürece musluktan su içilmesi tavsiye edilmez. Musluk suyu klorludur ve bağırsak flora dengesine zarar verir. En iyisi mineralli su veya filtrelenmiş su içmektir. GAPS hastasının günü her zaman, kişisel tercihe göre soğuk veya ılık şekilde gazsız mineralli su veya filtrelenmiş suyla başlamalıdır. Suya bir dilim limon veya bir tatlı kaşığı elma sirkesi katmak faydalıdır. Aynı şekilde suyu öğünler arasında da içmek gereklidir. Yemekle birlikte çok su içmek sindirimi zorlaştırdığı için tavsiye edilmez. Yemeklerle birlikte evde yapılmış ılık et-kemik suyu içmek, midede sindirim sıvılarının üretimini artıracağı için daha faydalıdır.

​Taze sıkılmış meyve-sebze suları mutlaka tavsiye edilir. Vücuttaki detoks sürecini hızlandırıp karaciğere destek olurlar. Bunun için eve iyi bir meyve-sebze sıkacağı almanız gerekli. Bazı ticari meyve-sebze suları; etiketlerinde içerdikleri koruyucular, tatlandırıcılar ve diğer katkı maddeleri yazmadığı için yanıltıcı olabiliyor. Çoğu ticari meyve-sebze suyunun içinde, GAPS hastalarının genellikle reaksiyon gösterdiği küf ve mantarlar oluşuyor. Uyarıcı madde içeren içeceklerin ve gazlı içeceklerin diyetten uzak tutulacağını söylemeye gerek yok. Toksisiteyi artırıp karaciğere daha fazla yük oldukları için, GAPS hastalarının alkollü içecekleri tüketmemesi en iyisidir.

10.Katı ve sıvı yağlar:GAPS hastaları için en iyi yağlar; kuzu, dana/sığır, kümes hay- vanı gibi hayvanlarda bulunan doğal yağlardır. Bu yağlar bağışıklığı, sindirim ve sinir sistemini onaran tüm doğru besinleri sağlar. GAPS hastalarının bu yağlardan bol bol tüketmesi gerekir. Aslında hastanız ne kadar çok taze hayvansal yağ tüketirse o kadar hızlı iyileşir. Hayvansal yağlar ısıya maruz kaldığında kimyasal yapıları değişmediği için pişirirken kullanılabilecek en iyi yağlardır. Tüm kızartma yağları veya bitkisel yağlar zararlı trans yağ asitleri içerdiği için bu yağlardan uzak durun. Yemek yaparken tereyağı, sadeyağ, dana/sığır yağı, kuzu yağı, ördek yağı, kaz yağı veya tavuk yağı kullanın. Sıvı yağ olarak sadece, soğuk sızma zeytinyağını, çiğ olarak kullanın.

11.Tuz:Dğadaki tuz, pek çok başka elementi barındırır. Aslında doğal kristal tuzu ve tam deniz tuzu, insan vücudunu meydana getiren bütün mineralleri ve eser elementleri içerir. Bu doğal haliyle tuz sadece faydalı değil, olmazsa olmazdır. Ancak sanayi kullanımında saf sodyum klorür gerektiği için, doğal tuzdan diğer tüm elementler ve mineraller yok edilir. Biz bu tuzu “sofra tuzu” adı altında tüketiyoruz ve tabii ki tüm işlenmiş yiyeceklerimizin içinde ondan bolca var.Tuzun bu hali vücudumuz için bir düşman gibidir, en basitinden iç dengemizi bozar. Vücudumuz sodyum klorürü, doğal tuzun sağladığı tüm diğer mineraller ve eser elementlerle birlikte almak üzere tasarlanmıştır. Saf sodyum klorür, suyu kendine çeker ve yüksek tansiyon, doku ödemi ve zayıf kan dolaşımı gibi sonuçlar doğuran su tutulmasına sebep olur. Vücut fazla sodyum klorürle başa çıkmaya çalışırken çeşitli zararlı asitler, safra kesesi ve böbrek taşları oluşabilir.