Hepimizin bildiği gibi baş ağrısı insanın en sık karşılaştığı rahatsızlıklardan biridir. Baş ağrıları her şeyden önce sübjektif bir olaydır. Akut (ivedi)veya kronik (süreğen) hastalıkların bir belirtisi olabilir.

Baş ağrısı eğer bir hastalığın belirtisi ise (beyin tümörü, tonsillit=bademcik iltihabı, myopi, akut orta kulak iltihabı v.s.)bunun önce nedeninin ortadan kaldırılması ve dolayısıyla tıbbi tedavi şarttır. Dolayısıyla baş ağrısı nedenin ortadan kalkmasıyla sona erer.

O halde Akupunktur hangi tür baş ağrılarında uygulanmalıdır?

Bunlar başlıca: 1- Her tür migren ve diğer damarsal baş ağrılarında,

2- Gerilim (kas kasıntısı) baş ağrılarında,

3-Sinüzit (akut veya kronik) antibiyotik eklenebilir ya da eklenmez,

4- Boyun kireçlenmelerine bağlı baş ağrılarında,

Migren, nörolojik, gastrointestinal ve otonom değişikliklerin çeşitli şekillerde eşlik ettiği primer epizodik (bölüm) bir baş ağrısı bozukluğudur.  Nörolojik muayeneler, görüntüleme ve laboratuvar incelemeleri genellikle normaldir ve bunlar ayırıcı tanıda yarar sağlar. Migren atağı, baş ağrısından saatler veya günler öncesinde ortaya çıkan prodrom evresi, baş ağrısının hemen öncesinde oluşan aura evresi, baş ağrısı evresi ve baş ağrısının düzelme evresi şeklinde dört bölüme ayrılabilir. 

Migren tanısı için zorunlu olarak bulunması gereken bir evre bulunmamaktadır.

1. Prodrom Evre

Baş ağrısından önceki saatler veya günler içerisinde öncü fenomenler görülür.  Hastalar çoğunlukla duygu durumlarında ya da davranışlarında aniden ortaya çıkan psikolojik, nöroloji, otonomik veya bünyesel özellikler gösteren tipik değişikliklerden yakınırlar. Bazı hastalar ise baş ağrısının geleceğini hissedebilir, ancak bunu tam olarak tanımlayamazlar.  Bu belirtiler hastadan hastaya çeşitlilik gösterir ancak spesifik bir hastada oldukça tutarlıdır. Depresyon, kognitif işlev bozukluğu ve bazı yiyeceklere istek hali gibi belirtiler görülür.  En sık görünen öncü belirtiler yorgunluk-bitkinlik hissi, konsantrasyon güçlüğü, ense sertliğidir.

2. Aura Aşaması   

Migren aurası, migren atağının öncesinde, atakla beraber veya ender olarak atak sonrasında görülen fokal nörolojik belirtilerin karışımıdır. 

Bu belirtiler genellikle 5 ila 20 dakika içinde gelişir ve çoğunlukla 60 dakikadan kısa sürer.  Baş ağrısı sıklıkla auranın bitiminden sonraki 60 dakika içinde ortaya çıksa da bazı durumlarda birkaç saat gecikebilir ya da hiç ortaya çıkmaz. Hastaların büyük bir kısmı aura ile baş ağrısı arasındaki sürede kendilerini normal hissetmez.  Korku, bedensel yakınmalar, duygudurum değişiklikleri, konuşma ve düşünce bozuklukları veya çevreden soyutlanma hissi görülebilir.  Auralar arka arkaya oluşabilir ve sıklığı birkaç saatte birden bir saat içinde birkaç sefere kadar değişiklik gösterebilir.  Bunlara migren aura statusu denmektedir. Oluşan görsel bozukluklar arasında görme alanında kör noktalar, basit ışık çakmaları, noktalanmalar ya da geometrik şekiller sayılabilir. Bunlar aynı zamanda görme alanı boyunca hareket edebildiği gibi görme alanında tireşimler veya dalgalanmalar da olabilir. Belirtilen görsel bozuklukluklar baş ağrısı ile birlikte görülür.

 Kör noktalar bazen her iki görme alanında da aynı anda görülebilse de ancak ender bir durumdur. Bunlar dışında görsel şekil bozulmaları ve halüsinasyon da görülebilir. Görme dışı bozukluklar arasında vücut kısımlarını algılamada ve kullanmada bozukluklar, konuşma ve dil bozuklukları, karmaşık rüya veya kabus hali, trans ya da deliryum hali gibi durumlar yer alabilir.   En sık görülen ikinci aura şekli olan uyuşmalarda uyuşukluk elde başlar, kola yayılır ve ardından yüze geçerek dudaklar ve dili etkiler; ender olarak bacaklara da etki eder. 

Migren hastalarının yarısında uyuşmalar iki yanlı başlar veya sonradan iki taraflı hale gerlir.  İşitsel auralar nadiren tek başına görülür, daha çok görsel bir aurayı takiben ortaya çıkar.

3. Baş Ağrısı Evresi

Migrende tipik baş ağrısı tek taraflı, zonklayıcı, orta-ağır şiddette olup fiziksel aktivite ile şiddetlenir.  Migren tanısı koymak için bunların hepsi birlikte gerekmez.  Ağrı, başlangıcından itibaren iki taraflı olabilir ya da tek taraflı başladıktan sonra diğer tarafa yayılabilir.  Ağrı gündüz veya gece her zaman ortaya çıkabilse de en sık olarak sabah 05:00 ile öğlen 12:00 arasında başlar.  Başlangıçtan sonraki 2 - 12 saat içinde maksimum şiddete ulaşarak atağa dönüşür, bundan sonra da yavaşça azalarak geçer.  Tedavi edilmemiş bir migren atağının ortalama süresi 24 saattir.  Erişkinlerde 4 - 72 saat arasında, çocuklarda ise 1 - 48 saat arasında değişkenlik gösterebilir. Baş ağrısının şiddeti büyük farklılıklar gösterse de ortalama olarak 0 ila 10 arası şiddet değerlendirmesinde 7 - 8 arasındadır.  Çoğunlukla hastalarca zonklayıcı şekilde görülür ancak bu, başka baş ağrısı tiplerinde de görülebilir.  Fiziksel aktivite veya başın basit hareketleriyle bile şiddetlenir. Migren ağrısı her zaman başkaca özelliklerle birlikte bulunur.  Anoreksi sıkça görünse de bazı yiyeceklere (örn: çikolata) istek hali de olabilir.  Hastaların tamamına yakınında (%90 gibi) bulantı olur, buna karşılık bunların 1/3'ünde kusma meydana gelir.  Yine hastaların çoğunda fotofobi (ışıktan korkma), fonofobi (sese karşı hassasiyet), osmofobi (kokulardan rahatsızlık) gibi, duyularda belirgin duyarlılaşma ortaya çıkar, hasta karanlık ve sessiz bir oda arar.

4. Düzelme Evresi

Ağrı giderek azalır ve kaybolur.  Hasta kendini yorgun huzursuz ve kayıtsız hissedebilir, konsantrasyon azalması, kafa derisinde hassasiyet, duygu durum değişiklikleri görülebilir.  Buna karşın, bazı hastalar ise kendini aşırı derecede iyi ve yenilenmiş hissedebilir; bazıları ise depresif ve hasta gibi hissedebilir.

Migren Çeşitleri

1. Aurasız Migren (Basit Migren)

2. Auralı Migren (Klasik Migren)

3. Migrenin Değişik Tipleri:

  • Baziler Tip Migren
  • Konfüzyonel Migren
  • Oftalmoplejik Migren
  • Hemiplejik Mİgren
  • Ailesel Hemiplejik Migren
  • Serebral Otozomal Dominant Arteriyopati ile Subkortikal İnfarktlar ve Lökoensefalopati
  • Ak Madde Bozuklukları
  • Baş Ağrısız Aura
  • Akupunktur ve Migren

Akupunkturun Migren tedavisindeki etki mekanizması Ortotoks tıp tanı yöntemleri ile de saptanabilmektedir. Akupunkturun ağrı kesici etkisinin özellikle opioiderjik sistemin etkisini artırarak ortaya çıktığı belirlenmiştir. Migrende akupunktur tedavisinin Ortodoks tıp yöntemlerine hem etkinliğinin fazla olması, hem de yan etki riskinin ve maliyetinin düşük olması açısından üstün olduğu son yıllarda yapılan bir çok çalışma ile ortaya konmuştur : Vickers ve arkadaşlarının migrende akupunktur ve ilaç tedavisinin karşılaştırmasını yaptıkları bir çalışmada migren tedavisinde uygulanan akupunktur tedavisinin ilaç kullanımını %15 azalttığı, doktora müracaat sayısını % 25 azalttığı ve ağrılı gün sayısını ise %15 azalttığını ortaya koymuşlardır.