• 07
  • ŞUBAT
İleri Glikasyon Son Ürünlerinin (AGE) ‘nin Zararları
Dr. Buğra Buyrukçu Foto

İleri Glikasyon Son Ürünlerinin (AGE) ‘nin Zararları

Hepimiz şeker yeriz ve severek tüketiriz. Gerek yanlış ve bilinçsiz beslenme gerekse bilerek ve isteyerek bol bol şeker yeme sonunda vücudumuzda bir telaş başlar. Çünkü fazla şekeri bir şekilde ortamdan uzaklaştırması gerekir.  Şeker vücudumuza girdikten sonra insülin hormonu salınır. Bu hormon ile hücrelerin içerisinde girer ve kullanıma sunulur. Fazla şeker ise yağ olarak depolanır. Yağ olarak depolayamadığı fazla şeker ise kandan uzaklaştırmak için glikasyon yolunu şeker. Glikasyon uhu gibi yapışan şekerdir. Genelde bunun için proteinler tercih edilir. İnsüline ihtiyaç duymadan yapıştığı en önemli yer kollojendir. Bunun dışında damar çeperi, eritrositler, akciğer, böbrek de direkt bağlandığı bölgelerdir. Yapıştığı yerde doğal yapı bozulur ve protein fonksiyon göremez hale gelir. İşte bunlara AGE (advanced glycation end products) denir. Diyabet hastalarında görülen göz hasarları, damar yapısı bozulmasına bağlı sertleşme sorunları, iyileşmeyen yaralar, Alzheimer gibi hastalıklar bundan kaynaklanır. Hatta sellülit, ciltte kırışıklıklar ve sarkmalar, göz kapağında düşüklük gibi  kollojene yapışmadan dolayı ortaya çıkan problemler olur. Belçika da yapılan bir çalışma, yüz ve vücuttaki sarkmaların %40 nedeninin AGE’ler olduğunu söylemiştir.

AGE’ler sadece vücutta oluşmaz. Dışarıdan besinler ile de alınır. Bir ürün işlemden geçmiş ise, kızartılmış ise çok fazla AGE içerir. Patates kızartması, nişastanın 120 derece kızartılması ile tam bir AGE yuvası olarak karşımıza çıkar. Ama daha ilginç bir şey söyliyeyim; şeker almayalım diye tükettiğimiz diyet ürünler (kola, enerji içecekleri, meyve suları) en yüksek AGE kaynaklarından birisidir. Kek, kurabiye, kahvaltıda yenilen gevrekler veya kahve deki AGE miktarları oldukça yüksektir. Bu nedenle sellülit tedavisinde bu besinleri hayatımızdan çıkarmaz isek başarılı olmayız.